©2007 - 2008 Golkaynak.com |
|
GÖLKAYNAK KÖYÜ DERNEĞİ TÜM HAKKI SAKLIDIR |
| GÖLKAYNAK KÖYÜ |
![]() |
||||||||||||||
Web Sitesine Hoş Geldiniz |
|||||||||||||||
|
AYRANPINAR KÖYÜ (Marik) Sırtını Cılakkor Dağına yaslamış Kartalkaya’nın eteklerinden gece gündüz Kemah’ı seyreden bu köyümüz, ilçeye 7 km uzaklıkta. Muhtar Baki GÜRKAYNAK köyünün kışın 14 hane kaldığını, yaz aylarında ise 60 haneye kadar çıktığını söyledi. Köy yeni ismini, Yukarı Göl’ün buz gibi, ayran berraklığında akan Ayranpınarı suyundan almış. Eski ismininin menşei hakkında ise, değişik rivayetler varmış. Bir rivayete göre; Marik ismi Meryem isminden galat Maria yada Mary imiş, zamanla kullanıla kullanıla Marik halini almış. Diğer bir rivayet de, köyün şairi Muzaffer İNCEGÜL’ün anlattığına göre, Evliya ÇELEBİ Seyahatname’sinde bu köyden “Mübarek Köy” diye bahsediyormuş. Mübarek ismi zamanla söylene söylene Marik olmuş.
Birinci Cihan harbinden evvel 150 hane olan bu köyümüz gurbete adam göndermeye ta padişahlık döneminde başlamış. İlk zamanlar kuru kahvecilik ve çaycılıkla işe başlayan bir vakitlerin Dutluçeşme,Bağlararası ve Beybörek tarlalarında çift sürüp rızkını topraktan kazanan Marikliler, şimdi 250 haneye varan nüfuslarıyla İstanbul’da kuyumculuktan saatçiliğe, parfümeriden elektroniğe kadar birçok sahada ticari faaliyetlerde bulunduklarını beyan ettiler Bu köyün bir de “Ayranpınar’dan Ahmet Dayı” namıyla maruf, 90 yaşında zamanenin delikanlılarını cebinden çıkaracak, pir-i fani bir “dayısı” var. Rahmetli Menderes, uçak kazası geçirdikten sonra yurda dönüşünde, Ahmet Dayı Galata Köprüsünün üzerinde kendisini Menderes’in arabasının önüne atmış ve gidip elini öpmüş. Başbakan’da onu Beyoğlu’na kadar yanında götürmüş. Ekabirle hasbihali evveldenberi kavi olan Dayı,yine Tek Parti döneminin başbakanlarından Recep PEKER’i, Kemah tren istasyonundan trenle geçerken yakalamış ve buğdayını iyi değil diye kabül etmeyen ofis görevlilerini ona şikayet etmiş. Mendilinde sakladığı buğday tanelerini göstererek “Efendi!bu buğdayı varlıktan değil, yokluktan getirdim ve çoçuklar evde ağlıyor” deme cesaretini gösterebilmiş bir Osmanlı. Başbakan da bu samimi ve haklı yakarışın hürmetine ofis görevlilerine derhal talimat vererek Ahmet Dayı’nın sorununu halletmiş. Tahrir Defterlerindeki bu köyle ilgili kayıtlara göre,16.yüzyılın ikinci yarısından itibaren önemli ölçüde gelişme kaydeden köy,1516 da Sancak-beyi haslarına dahil olup, bu tarihte 36 hane, 1568 de ise 111 hane.Mahsullerini buğday, arpa, darı, şıra, bal, bostan ve pamuk teşkil etmekte ve vergi hasılı 1516 da 14 000, 1568 de 30 000, 1591 de ise 50 000 Akça’dan müteşekkil bulunmakta idi. Sararmış sonbahar yapraklarının arasından nazlı nazlı Fırat vadisini ve onun tarih kadar eski olan sinesinde Kale’nin dibindeki Kemah’a nazar eden bu köyü, Kartalkaya’nın eteklerindeki kadim nöbetiyle başbaşa bırakıp ayrılıyoruz. Vedalaşırken, mektep-medrese görmemiş, fakat şair olan gülsimalı İNCEGÜL’ün hitam-ı misk bir şiiri ve hikayesini dinleyince bu güzel belde ancak bu kadar öz ve özet anlatılabilir deyip sözü kendisine bırakıyoruz. “Gurbet elde birgün bana “Memleket nire hemşehrim?” diye sordu birisi, ben de bir şiirle, şiir kadar şirin ve güzel olan memleketimi şöyle anlatmıştım: “Çok meşhurdur benim köyümün buzu Berberi zeminin hamarat kızı Buzu tuzu kızı meşhur ilçemin Kadı kabanından Çığrık taşına Çıkabilsem Çılakkor’ın başına Seyreylesem Karadağ’ı Munzuru” Muzaffer İNCEGÜL Köyün Sınırları: Doğusu; Refahiye Caddesi takiben Kuruköprü,Batısı; Selah Gediği,Sulak,Sunguru Şehir yolu takiben Ezan Gediği, Kuzeyi; Kuruköprü’yü takiben Galapertek deresi, Sinor Sırtı ve Kurun, Güneyi; Uru şehir yolu takiben Ezan Gediği.
|
||||||||||||||